Rss Haberler
Rss Güncellemeler
Twitter'da bizi takip edin!
Mutfakta biri mi var?
Tarih  :  08.11.2007 13:36:57

Murat Sakarya
Araştırma ve Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

İşimiz özellikle gerektirmedikçe (ya da milyonlarcası arasından özenle ve bizi keyiflendirmek için cımbızla seçilmiş bir kaç tanesi, ayrı bir program formatında _Keyifli Reklamlar, Güldüren Anlık Görüntüler gibi _ sunulmadıkça) reklamlardan sıkılıyoruz. Hala tercihlerimizi belirleyen önemli kıstasların başında "bilinir" birinin referansı geliyor. Bu "bilinir" kişi, bir aile dostu, akraba, iş arkadaşı gibi kişisel iletişim içinde olduğumuz biri de olabilir, başarıları ortada olan bir sanayici, iş insanı, bilim insanı, politikacı ve hatta tercih yapmamız gereken konuya göre, medyatik ses sanatçısı, manken, sosyetik şahsiyet, televizyon meşhuru falan da olabilir.

Nüfusun ne kadarına hitap ettiği belli olmasa da, pek çok basılı yayın organında "gurme" köşeleri de belki bu yüzden var. Konu mutfak olunca, "yeme" konusunda ihtisas yapmış Amerika'dan uç bir örnek vermekte fayda var. Genel olarak "kuş uçmaz kervan geçmez" olarak tanımlanabilecek bir bölgede, derme çatma, bizim 20 yıl önce kullandığımız mekanik akaryakıt pompalarını kullanan bir istasyonun yanında, önünde pek çok (ve bir sürü de Amerika için bile lüks sınıfına giren) araç park etmiş lokanta görmek olası. Lokantanın şefi (baş aşçısı) ünlü ve tanınmış bir şef çünkü. Ülkenin dört bir yanından (Amerika'nın coğrafi büyüklüğünü gözünüzün önüne getirin) onlarca yamak bu şefle ücret almadan çalışmak için sıraya giriyor. Mutfakta ise, bu şefin bilinen ve tutulan tariflerini genellikle bu yamaklar hazırlıyor, şefe de denenmemiş lezzetler oluşturmak için zaman, mekan ve malzeme sağlanıyor.

Tam bu aşamada, iki noktaya dikkat çekelim:

1) Şef tüm bilgisini yamakları ile paylaşıyor. Yani son numarasını kendine saklayan pehlivan durumu yok. Bilgi güçtür, tamam ama paylaştıkça azalmayan iki şeyden biri de bilgidir (diğeri de sevgi).

2) Hepimizin kullandığı teknolojilerin büyük çoğunluğu bize normal koşullarda para ile satın alınamayacak bir şeyi - zamanı - çoğaltmak ya da yoğunlaştırmak, aynı sürede daha çok "iş" yapabilmek (buradaki "iş" sadece çalışma hayatımızdaki iş anlamında değil, amel, davranış ve hatta yaşantımızın tümü anlamındadır) için tasarlanmıştır. Yerinde duran, geride kalmaya mahkumdur. Dolayısıyla şef, bildiklerini yamakları ile paylaşıp, hazırlama sürecine dahil ettikçe, kendini geliştirmek için daha fazla vakit bulabiliyor. Yamak da gelişiyor, şef de. Tam bir kazan-kazan durumu.

Doğal olarak işler burada bitmiyor. Bildiğiniz ızgarayı, kömür ateşinde değil de özel karışımlı bir odun ateşinde pişirdiğinde kendine has bir aromaya sahip olduğunu bulmak için, dahi olmak gerekmiyor belki ama, doğru karışımı bulmak için ne kadar çok miktarda farklı ağaç tüketildiğini tahmin edebiliyorum.

Bu aşamada, aşçıbaşının işinin bittiğini düşünebiliriz. Ama restoranın işi henüz bitmedi. Elinizde eşsiz lezzette bir yemek var ancak bu yemeği alelade bir tabakta, kirli örtülerle donanmış bir masa üzerinde, belki en önemlisi de hijyen ve kişisel bakıma önem vermez görüntüye sahip bir garsonla servis ederseniz, muhtemelen bir müşteriye sadece bir kez servis yaparsınız. Keza, lezzetinden emin olduğunuz bu yemek, "beni ye" görüntüsünden uzaksa, yine işiniz zor.

İşin bu kadar zor olmasına karşın, aylar öncesinden rezervasyon yapılan, hatta onun için de araya "tanıdıklar" sokulan, yüklüce bahşiş bırakılıp, "Şefe teşekkürlerimizi iletin" denilen ve hatta şefin yemek sonunda bizzat gelip fikrinizi sorduğu restoranların sayısı da azımsanmayacak kadar çok.

Reklam - tavsiye - mutfak diye akan bu cümlecikler bombardımanını niye yaptık? Birden fazla sebebi var açıkçası; Yine bu akışla gerekçelerimizi yazmaya çalışalım :

Reklam - Gösteriş, görgüsüzlük rekabeti gibi mefhumlara konu olacak mallar (aynı özellik ve işleve sahip iki maldan üzerinde ABC logosu olanı alıp arkadaşına hava atmak ya da varlıklı olduğunu göstermek telaşı) dışında, reklamlara kanmamaya (ya da kayıtsız inanmamaya diyelim) ve sorgulamaya başladık (Alkış efekti giriyoruz).

Tavsiye - Hala birinci derecede önem taşıyor, bu yüzden her birimizin anahtar müşteri (key customer) dediği alıcıları var ve şefin bizzat gelip yemek hakkında görüş sorması gibi, bizler de referans teşkil edeceğine inandığımız müşterilerimize daha eşit davranıyoruz.

Mutfak - Her işin hazırlandığı bir bölüm var, ancak o bölüme gelmeden önce (genellikle göz ardı edilen) bir düşünce - prototip - iyileştirme aşaması var ki, buna genelde Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme, ya da R&D Research and Development) denir. İş mutfağa geldiğinde aslen bitmiştir, sadece üretimi kalmıştır. Bundan sonraki aşama tasarımın doğru ve güvenilirliği ile mutfakta kullanılan tüm malzemenin (buna pişirenin hijyeninden, üretim mekanının işlevselliğine, sadece bu yemekte kullanılacak sosun malzemesinde, tüm yemeklerde kullanılan yağın kalitesine kadar) belirlenen standartlara uygunluğuna bağlıdır.

Yemeğin en iyi ve tecrübeli kişilerce hazırlanması yeterli değildir. Sunum ve hizmet kalitesi (yemeğin hazırlanmasından sonra müşterinin yiyip bitirmesine kadar olan tüm aşama) o leziz yemekten alınacak keyfi doruklandırır (hele bir de o mutfağın ürünü olmasa da, sizin tercihlerinize bağlı olarak, o yemekle birlikte "iyi gittiği" kanıtlanmış onlarca içecek tercihi yapma şansınız varsa...).

Bu ikisini birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil. Ne hizmeti iyi diye kötü yemek servis eden bir yere gitmek istersiniz, ne de yemekler iyi diye kötü muamele göreceğinizi bildiğiniz bir yere.

Buyurun, bu yazdıklarımızı "yazılım geliştirme" işine siz uygulayın...

Bu günlerde yirminci yaşından gün almaya başlayacak olan Mikro'nun, neden mantıklı kriterlerin tamamına göre 1 numara olduğunu anlayacaksınız.

Saygılarımla,
Murat Sakarya,
Yamak Aday Adayı

RSS
Diğer Haberler


İlk
Önceki
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
Sonraki
Son



V12'ye yeni katılanlar30.07.2007
TATKAP LASTİK KAPLAMA İMALAT SAN. A.Ş. 2000 yılından beri Mikro’nun SERIES 9000 uygulamalarını kullanıyor. Mikro’nun zaman içerisindeki gelişme sürecine mükemmel ayak uyduran TATKAP, ürünlerini Mikro’nun güncel sürümü olan V12xx’e taşıyarak yeniliklere anında adapte olabilme esnekliğini yakaladı.1998 yılından itibaren Mikro ürünlerini kullanan ÇETİNKAYA ŞİRK...
Haberin devamı...


Kampanyalarımız devam ediyor30.07.2007
Yaz kampanyalarımız devam ediyor…Mikro Yazılımevi’nin KOBİ’lere özel geliştirdiği ERP çözümü ENERJİ ve Standart Seri, Ticari ve Muhasebe paket programlarında yaz kampanyası devam ediyor… Üretim yönetiminden Muhasebeye, Personel yönetiminden Dış ticarete kadar işletmelerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak detayda tasarlanmış “ENERJİ Kurumsal Kaynak Planlaması” ...
Haberin devamı...


Prof. Dr. Recep Pekdemir'in kaleminden...30.07.2007
MÜŞTERİ TABANLI RAPORLAMA Kelime anlamıyla rapor, bir durumu tespit eden bir ifade veya belgedir. Rapor tek başına statik bir özellik arz eder. Hareket etmedikçe bulunduğu yerde bir veri olarak bekler. Raporun, biri tarafından bir başkasına aktarılması ise raporlama kavramını ortaya koymaktadır. Diğer bir ifade ile raporlama dinamik bir özelliğe sahip bir ka...
Haberin devamı...


Kısa haberler30.07.2007
a) Mikro programlarının Aras lojistik firması ile entegrasyonuMikro Yazılımevi olarak müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve firmalarının çalışma mantıklarını göz önünde bulundurarak en iyi ve en kaliteli program hizmetini vermek temel amaçlarımızdandır. Programlarımızda yaptığımız her düzenleme bu detaylar dikkate alınarak gerçekleştirilmekte olup, neden ve sonu...
Haberin devamı...


Ayın çözüm ortağı: DENKER ELEKTRONİK30.07.2007
FİRMA PROFİLİ Denker Elektronik, perakende sektöründe edindiği deneyimleri “Anahtar teslim çözümler” başlığı altında, sektöre aktaran önemli hizmet firmalarının başında gelir.Firma, mali onaylı POS terminalleri, kablosuz sistem terazileri, barkod okuyucuları, el terminalleri, cep bilgisayarları ve özel yazılım çözümlerini, üretici firmalarla kurduğu güçlü iş...
Haberin devamı...


Temmuz ayı makalesi30.07.2007
ERP İmplementasyonunda kritik başarı faktörleriFirmalar artan müşteri beklentilerini karşılayabilmek için yeni stratejiler ve yeni araçlara ihtiyaç duyuyorlar. Günümüzde kapalı ekonomiden global ekonomiye geçiş firmaları zorlu rekabet arenalarına sürüklüyor. Daha kaliteli malı daha ucuza üretmek, bunu pazara en hızlı şekilde ulaştırabilmek rekabetin olmazsa ...
Haberin devamı...


Ayın başarı öyküsü: Doğtaş30.07.2007
Genel BakışModüler mobilya sektöründe ilk 3 üreticiden biri olan Doğtaş Mobilya 1987 yılından bu yana büyük yatırımlarla büyüyor. Şu an yıllık 1.500.000 m2 üretim kapasitesiyle yurt içinde 350 noktada yurtdışında ise 46 ülkede tüketicilere ulaşan kuruluşun Almanya’da ve Bulgaristan’da iki yurt dışı şirketi faaliyet gösteriyor. Doğtaş 2008’de halka açılmayı p...
Haberin devamı...


SİZE ENERJİ GETİRDİK...09.07.2007
Üretim yönetimi, verimlilik, kapasitenin daha etkin kullanımı, maliyetlerin kontrol edilmesi, geleceğe dönük karar alabilme yeteneği işletmelerin en önemli gereksinimleri. ENERJİ; Stok yönetimi, Hizmet ve masraf yönetimi, Satın alma yönetimi, Satış yönetimi, Finans yönetimi, Karar destek sistemi, Malzeme yönetimi, Üretim yönetimi, Standart maliyetlendirme, P...
Haberin devamı...


Mikro programlarının Aras lojistik firması ile entegrasyonu28.06.2007
Mikro Yazılımevi olarak müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve firmalarının çalışma mantıklarını göz önünde bulundurarak en iyi ve en kaliteli program hizmetini vermek temel amaçlarımızdandır. Programlarımızda yaptığımız her düzenleme bu detaylar dikkate alınarak gerçekleştirilmekte olup neden ve sonuçla...
Haberin devamı...


Başarı öyküleri: Yalçınlar28.06.2007
Yalçınlar, ilkeli ve kaliteli hizmet anlayışı ile bugün fotoğrafçılık sektörünün lideri konumundadır. 50 yıla yakın bir süredir yaratılan katma değer ve kaliteli hizmet ile bugün sektörde ‘güvenilir ve köklü bir firma’ olarak tanımlanmaktadır.Yalçınlar bugün nitelikli hiz...
Haberin devamı...


İlk
Önceki
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
Sonraki
Son