Rss Haberler
Rss Güncellemeler
Twitter'da bizi takip edin!
Neler oluyor (elektronik) hayatta?
Tarih  :  08.11.2007 13:37:15

Murat Sakarya
Araştırma ve Geliştirmeden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Vakit nakittir.

Teknolojinin geliştirilme amacı da bizlere vakit kazandırmaktır. Kağıt kalemle hesaplaması saatler sürecek işleri saniyelerle sonuçlandırmak, aklımızda tutmamızın mümkün olmadığı yoğun veriyi ilelebet saklamak, yorumlamamızda ve öngörülerimizde yardımcı olmak hedeflenir.

Mikro'nun kuruluş yılında (1988) ilk kişisel bilgisayarıma sahip oldum. 512 KB belleği (kendileri yarım megabyte eder) ve 20 MB (yazım yanlışı yok, 20 Gigabyte değil, 20 Megabyte) diski vardı. O diski görmek için ne kadar çok ziyaretçim oldu bilemezsiniz. Boyutunu tasvir etmeme müsaade edin. Kişisel bilgisayarınızda CD sürücüsü var mı? Onun tam iki katıydı. Şu an elimde 9mm x 14 mm bir micro SD kart tutuyorum. Kapasitesi 2 GB. Benim ilk diskimin 100 katı kapasitede, muhtemelen 40.000'de biri boyutunda...

İlk kişisel bilgisayarım 4.77 Mhz (gene yanlış yok, GigaHerz değil, MegaHerz) hızındaydı. Bu yazıyı yazmakta kullandığım PC ise 3.2 Ghz. İlk kullandığımın 670 katı...

İTÜ'de okuduğum o yıllarda, başka bir üniversitenin kullanıma açtığı bir klasörün listesini getirmek için GET DIRECTORY anlamındaki bir komutu yollar, 2 gün sonra dizin listesi elimize ulaşırdı. O listeden bir dosya almanın ne kadar sürdüğünü siz hayal edin. Şimdi ise, herhangi bir arama motoruna girip, dünyanın dört bir yanındaki kaynakları saniyeler içinde bulabiliyoruz, yine aynı sürelerde bu kaynaklara ulaşabiliyoruz.

İlk kişisel modemin 1200 bps'di (şu an modem kullananların muhtemelen 56 KBps _yani benimkinin 46.6 katı_ kullandığını anımsatayım).

Şimdi eğer evimizde 1 GB ADSL bağlantısı varsa, "yurt dışında bunun 4 katı standart, hem de daha ucuz" diye hayıflanıyoruz.

20 senede vardığımız nokta bu. Kabul edelim "şık" gözüküyor. Acaba öyle mi? Yaşam dengesizliği tolere etmez. Bunca teknolojik gelişme, sadece pozitif yönde etki etmiş olabilir mi? Sanmam...

Önünüzde bilgisayarınız, e-posta programınız, internet tarayıcınız...

E-posta kutunuza, istemediğiniz, zararlı hatta yasa dışı hiç posta düşmedi mi?

Arama motorundan bulduğunuz bir siteye girdiğinizde, bir anda birden çok porno sitesi açılmadı mı?

E-posta ile başlayalım. En yakın haber, Amerika'da spam mesaj gönderimi yapan bir kişinin yakalanıp, yargılanıp hapis cezasına çarptırıldığı yönünde (muhtemelen sizin firmanız da spam-engelleyici programlara binlerce dolar ödedi).

Kanıtlanmış olduğu öne sürülen "havadan" para kazanma metodları, cinsel gücü artırıcı doğal ilaçlar ya da önümüzdeki hafta %1500 kazanç sağlayacak hisse senetleri tüyoları...

Bunlar bir yere kadar. Bir de insani (milli ya da ahlaki) duygularınızı sömürme üzerine kurulu iftira mesajları var. Doğruluğunu ve geçerliliğini kontrol etmeden yayılan (hemen adres listesindeki diğerlerine iletilen) bu mesajlar arasında 4 sene önce vefat eden bir hastaya kan arama, Unicef'in bile aralarında bulunduğu yardım örgütlerine (sadece mesajı ileterek) destek olma, bu ülke vatandaşlarının fiziksel ve zihinsel gelişimlerini baltalamaya çalışan dış mihraklara karşı birleşmeden tutun da, "15 dakika içinde 15 kişiye göndermezsen vay başına gelenler.." mevcut.

Görece olarak "az" zararlı bu postaların yanı sıra, mesajı alanın teknolojik bilgisizliğinden yararlanmak üzerine tasarlanmış olan finansal bilgileriniz, ve/veya (eğer kullanıyorsanız) online bankacılık sitelerine erişim şifrelerinizi çalmaya yönelik mesajlardan da söz etmek gerek. Aynı şekilde, insani doyumsuzlukları ve "uyanık" olduğunu sanmayı hedefleyen Nijerya hilesini (bankada 20 milyon dolar var, gel anlaşalım, sen çıkarmamıza yardım et, 8 milyonu senin) anımsatmak da isterim.

Maalesef, yakın zamanda okuduğum bir makale, mesaj trafiğinin %75-80 kadarının spam mesajlardan oluştuğunu öngörüyordu. Aynı makalede, mevcut web sitelerinin de buna yakın bir oranının porno içerikli olduğu belirtilmişti.

"Bilgi bankası" olarak adlandırılan internette, tek sorun pornografik sitelerin zırt pırt karşımıza çıkması da değil. Kumarın kanunlarla yasaklandığı ülkelerde (ki bizimki bunlardan biri) istediğiniz an online kumar oynayabilirsiniz. Bildiğiniz tarımsal gübreden nasıl bomba yapılacağını da, met amfetamin üretim formüllerini de kolayca bulabilirsiniz. Bu da fikir/haber alıp verme özgürlüğü ile bağdaştırılması ve teknik anlamda lokasyon bağımsız olması sebebiyle engellenmesi güç bir durum oluşturuyor.

Teknolojinin getirdiği yegâne açık, güvenlik açığı da değil maalesef. Asıl beni korkutan asosyalleşme boyutu ki pek çok gelişmiş dünya ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de "bilgisayar bağımlılığı" bir hastalık olarak görülmeye ve özel kliniklerde tedavi (ya da bir anlamda detox) uygulanmaya başlanmış olması.

Teknoloji bağımlılığı ve asosyalleşme (eski aşklar yok artık)

Gerektiğinde, kalem pil boyutunda olup, içine 4000 şarkı sığdırabilen MP3 çalarımızı kulağımıza takıp ya da taşınabilir DVD oynatıcımız açıp, hiç bir şey bulamazsak cep telefonundaki oyunlardan birini çalıştırıp, kendimizi dışarıdan soyutlayabiliyoruz (o "dışarısı"na insanlar "hayat" diyorlar).

Henüz HD (high definiton) yayın olmamasına karşın "HD Ready" TV'ler alıyoruz. Pek çok insanın anlamakta güçlük çekeceği yarı Türkçe bir dil konuşuyoruz (yabancı kaynaklı teknoloji hayatımıza o kadar hızlı giriyor ki, dil buna maalesef adapte olacak vakti bulamıyor). Alışveriş sitelerinde akıl almaz fiyatlarla cep telefonu numarası satışı yapılıyor.

Akraba, eş dost ziyaretinden nefret ediyor, buna karşılık kişisel vaktimizin büyükçe bir kısmını da bilgisayar ya da televizyon karşısında geçiriyoruz.

Alışverişimizi online yapıyoruz, mahalle kasabı, bakkalı, manavı kavramlarını çoktan unuttuk. Hani sizi ve ailenizi isimleriyle bilen, ne ve nasıl sevdiğinizi unutmayan, hoşunuza gideceğini düşündüğü bir mal geldiğinde kapıdan size seslenen, cüzdanı evde unuttuğunuzda aldıklarınızı bırakmak zorunda kalmadığınız o mahalle esnafı da yok artık. Sonra biri çıkıp bu insanların on yıllardır yaptığı şeye bir isim takıyor (CRM), üzerine onlarca akademik çalışma, workshop, eğitim, seminer ve konferans düzenleniyor.

Eski aşklar da yok... Giriyorsunuz bir arkadaşlık sitesine, fiziksel kriterleri (yaş-boy-göz rengi-saç rengi-eğitim durumu vs.) giriyorsunuz, size "uygun" adayları döküyor karşınıza.

Tam burada, bir parantez açmakta fayda var. Düşündünüz mü bilmiyorum ama okuyunca kesin "belki şehir minibüsçüler odası seçimlerinde silahlar konuştu" ya da "otogar tuvaleti ihalesine giren iki grup birbirine girdi, 4 yaralı 1 ölü" haberlerini anımsayacaksınız. Alakasız gözükse de ekonomik gerekçe aynıdır. Çok sayıda kişiden küçük miktarlarda ücret alıp çok büyük cirolara ulaşmak. Arkadaşlık sitelerinde de durum budur, bu yüzden de son zamanlarda ülkemizde yüzlerce türev peydahlanmıştır.

Adayları çıkarıyor çıkarmasına da, detay göreyim, telefonu (ki ararsak kendi numaramız gözükür diye çekiniyoruz, iyisi mi e-posta adresini) alalım dediniz mi: "vesikalık resmini görmek için Silver üye, boy resmini görmek için Gold üye, iletişim bilgilerine ulaşmak için Platin üye olmanız gereklidir" mesajı ile karşılaşıyorsunuz. Çöpçatanlığın moderni diyeceğim ama çöpçatanlar bunu genelde Allah rızası için yaparlardı. Para karşılığı yapılan sanırım başka bir şey oluyor.

Yeni trend "facebook"a giriyoruz. (Geçen hafta 3 davet aldım, gönderenlerden ikisini çıkaramadım.) "Arkadaşımın arkadaşı, arkadaşımdır" diyerek, kanguru misali zıplayarak dolaşıyoruz. Mesajlarımız bile facebook üzerinden okuyoruz (Dolaşanların yalancısıyım, henüz dahil olmadım "facebook ailesi"ne).

Tiyatro, (ne olur ucuz standup'lara tiyatro demeyelim, en azından beni yaralar) öldü zaten. Gülmeyeceksek (ki onlara da gülmeye şartlanmış gidiliyor) tiyatro (gerçek sanattır, tekrar yoktur, izleyici ile yalnızsınızdır) bizi cezp etmiyor. Bu yüzden Pangaltı'da uğrak yerim olan, o gece içeri girmesem de eve dönerken en azından afişlerine baktığım o tiyatro yerinde yok artık. Fuayede hoş bir hanımla tanışma, zaten orada olduğumuzdan en azında bir ortak ve nadir zevkimizin olduğunu bilme, kahvesini alırken benim ödememe izin vermesini rica ederek sonu nereye varacağı bilinmeyen bir konuşmaya başlama teleşı da yok. Dedim ya, girersin bir arkadaşlık sitesine...

Sinema mı dediniz? Karşısında oturduğum 24" LCD ekranda, henüz vizyona girmemiş filmleri kredi kartımla satın alıp izleyebiliyorum. Sinemaya gidip, yanınızda oturanın elini tutmak ya da elinizi omzuna atmak için kararsızlık-ürkeklik-heyecan içinde ellerinizin terlediği ve filmi kaçırdığınız zamanlar da geçti sanırım (sinemaya gitme için ikna çalışmalarını yazmıyorum daha).

Nasıl "içki" denince sadece "alkollü içki" anlaşılıyorsa, "ilişki" denince de "cinsel ilişki" anlaşılıyor artık. Eğlendirici olmanın yanısıra eğitici-öğretici-örnek gösterici olması gereken TV programlarından öğrendiğimiz şeylerden biri de bu herhalde. Otokontrol olmadığından, devlet destekli bir "üst kurul" oluşturulması da bu yüzdendir sanırım.

Teknoloji iyidir, bizi esir etmesine izin vermediğimiz ve doğru yerlerde kullandığımız sürece. Ticari akışınızı düzenlemek için teknoloji kullanın, hatta ticari hayatınız için en iyisini (Mikro) kullanın. Ticari hayat hata kaldırmayabilir ama insani yaşamınızda içgüdülerinizi kullanın, birilerinin hata dediğine diğerleri "tecrübe" diyecektir.

Sağlık ve mutlulukla kalın.

RSS
Diğer Haberler


İlk
Önceki
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
Sonraki
Son



30 günden az çalışanlar için AGİ hesaplama08.02.2008
Sayın İlgili,Uygulama tebliğinde, Diğer taraftan, ücret gelirine isabet eden vergi tutarının, asgari geçim indirimi tutarından az olması halinde sadece ücret gelirine isabet eden vergi kadar kısım mahsup edilecek olup, aşan kısım diğer gelirlere isabet eden vergiden mahsup edilmeyecektir. denilmektedir. 30 günden az çalışmış pers...
Haberin devamı...


381 numaralı VUK.Teb.ne göre düzenlenecek Bs-Ba formlarının hazırlanması07.02.2008
381 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre, Bs ve Ba formları 2008 yılından itibaren aylık dönemler halinde düzenlenecektir. Öncü ve deneyimli kadrosu ile her zaman yenilikçi, çözüm üreten ve kullanıcılarının yanında olan Mikro; bu tebliğe yönelik yapacağı düzenlemelerle kullanıcıl...
Haberin devamı...


Asgari Geçim İndirimi06.02.2008
V11 ve V12 serisi programlarımızın personel yönetimine Asgari geçim indirimi uygulaması eklenmiştir. 2008 ve daha sonraki yıllarda uygulanacak bu indirim için programlarımızda aşağıdaki tanımlamaları yapmanız yeterli olacak. V12 serisi programlarımız da Yasal parametreler (116215) menüsünden Asgari geçim indirimi ekranına ...
Haberin devamı...


GSO (Gaziantep Sanayi Odası) üyelerine büyük fırsat02.01.2008
Mikro Yazılımevi olarak, başta KOBİ'lerimiz olmak üzere sanayide bilgi teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşmasına katkıda bulunmak amacıyla Gaziantep Sanayi Odası ile beraber bir iş birliği başlatmış bulunmaktayız. Buna göre; GSO oda üyelerinin yazılım kullanmasını teşvik etme kararı alınmıştır ve tavsiye ettiği ürünler içi...
Haberin devamı...


Prof. Dr. Recep Pekdemir'in kaleminden...08.11.2007
GÜÇ VE KAZANÇXsantos Tapınağı, Antik çağdan kalma bir tapınaktır. Bu tapınakta o dönemde yaşayan insanlara "Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremed...
Haberin devamı...


Kısa haberler08.11.2007
İSO üyelerine büyük fırsat Mikro Yazılımevi olarak, başta KOBİ'lerimiz olmak üzere sanayide bilgi teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşmasına katkıda bulunmak amacıyla İstanbul Sanayi Odası ile beraber bir iş birliği başlatmış bulunmaktayız. Buna göre; İSO oda üyelerinin yazılım kullanmasını teşvik etme kararı alınmıştır ve ta...
Haberin devamı...


Neler oluyor (elektronik) hayatta?08.11.2007
Murat Sakarya Araştırma ve Geliştirmeden sorumlu Genel Müdür YardımcısıVakit nakittir. Teknolojinin geliştirilme amacı da bizlere vakit kazandırmaktır. Kağıt kalemle hesaplaması saatler sürecek işleri saniyelerle sonuçlandırmak, aklımızda tutmamızın mümkün olmadığı yoğun veriyi ilelebet saklamak, yorumlamamızda ve öng&oum...
Haberin devamı...


Mutfakta biri mi var?08.11.2007
Murat Sakarya Araştırma ve Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısıİşimiz özellikle gerektirmedikçe (ya da milyonlarcası arasından özenle ve bizi keyiflendirmek için cımbızla seçilmiş bir kaç tanesi, ayrı bir program formatında _Keyifli Reklamlar, Güldüren Anlık Görüntüler gibi _ su...
Haberin devamı...


Başarı hikayesi: İlk-On Tekstil08.11.2007
İlk-on Tekstil olarak birçok şirketin başını ağrıtan stok takibi konusunda biz de dertliydik. Stoklarımız ilkel yöntemlerle, son derece yanlış ve eksik tutuluyordu. Üstelik oldukça zaman alan bu işlem birçok hatayı da içinde barındırıyordu. Alınan stok raporları çoğu zaman eksik ve yanlıştı. Ayrıca acil stok durum...
Haberin devamı...


Başarı hikayesi: Işık Perde Rayları08.11.2007
Bugün büyük veya küçük birçok firmanın tüm iş süreçlerini yönetmesi için olmazsa olmaz çözüm yöntemi planlama ve bilgi yönetimidir. Planlama ve bilgi yönetimini sağlayacak bunun için bilgiyi tek bir veritabanında toplayarak kontrol, paylaşım, esneklik v...
Haberin devamı...


İlk
Önceki
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
Sonraki
Son